SANATI HAYATA, HAYATI SANATA KATMAK İÇİN… (Makalelerim)



MAKALE                                                                          07.02.2008

                                                                                          Suat TUTAK

 SANATI HAYATA, HAYATI SANATA KATMAK İÇİN…  

 

Yukarıda sunduğum makale başlığını, bir banka reklamından TV’den aldım sevgili okuyucular. Slogan çok çarpıcı ve bir halk deyişine benziyor. Çekici ve sıcak mesajlar içeriyor… Keşke gerçek hayatta yerini bulan bir slogan olsa. Bankanın adını vermek istemiyorum. Reklam olmasın diye amma sizler hemen tanımışsınızdır, adı da aklınıza gelmiştir, reklamını TV’de yapan o bankanın…

Bizim; bankalarla, mankalarla, kurumlarla, şahıslarla bir derdimiz yok çok şükür… Ancak, reklamın içeriğini teşkil eden amacı, uygulama şekli, doğru mu uygulanıyor, amacına ulaşıyor mu? Yoksa işin yalnızca ticari yönü, parasal getirisi, yani çıkar ve rantlara, nemalara yönelik bir aldatmaca mı? Bizim için önemli olan yönü burası. Biz, şapkayı kaldırıp muhatabın başının keline bakmak için uğraşmıyo-ruz. Doğru veya yanlışlığı, yasal olup olmaması da ilk etapta bizi bağlamaz… Çünkü o yönüyle ilgilenecek yetki ve gücü olan kişi ve kurumlarımız da var. Alah’a şükür. Fakat uygulanış şekline bakmak, vatandaş olarak doğrudan bizi de ilgileniyor. Ona da bir soruyla cevap vereceğim. Sormak istediğim size ve o pek muhterem banka yöneticilerine. İlk kurulup hizmet vermeye başladıkları yıllardan buyana; her yıl içinde, hizmet ettikleri il, ilçe ve yörede ve de bölgede yaşamını sürdüren kaç sanatkarın, yerel olsun, bölgesel olsun kaç edebiyatçının, şair, yazar, ressam, heykeltıraş ve fotoğraf sanatçısının ürettiği ürünleri, kitap, resim, heykel, resim tablosu, fotoğraf sergisi veya imza günlerini finanse ettiler? Sponsorluğunu yaptılar, ekonomik, parasal destekçisi oldular? Parasal katkıda bulunup, tanıtımını üstlendiler? Bu sorularımın cevabını verebilirler mi, verebilir misiniz bana? Bölge veya yerelde bir sanatçı ismi verip ( Tanınmamış olması kaydı ile) işte şu sanatçının destekçisi olduk, sponsorlu-ğunu yaptık, parasal veya organize veya tanıtım katkımız oldu, diyebilecek bir banka çıkabilir mi acaba? Hayır çıkamazlar. Çünkü hiçbir banka Anadolu’nun herhangi bir köşesinde kendi kaderini yaşayan, ismi duyulmamış, tanınmamış ama yetenekli ve de eğitim almamış herhangi bir sanatçı vatandaşı elinden tutup, yardımcı olmamış, hayatını kurtarmamış, hayatındaki çekilmez sefalet çilesinden kurtarmamıştır. Neden mi? Çünkü bankalar yalnızca kendi rantını, parasal çıkarını düşünen, para alış verişi yapamayacağı olaya para yatırımı yapmaz. Kendini tehlikeye, riske atmaz. Sanatse-verlik yaklaşımı göz boyaması, topluma şirin görünmek, mudi sayısını arttırıp rant elde etmekten ibaret. Bunları biz yıllar öncesinden biliyoruz. Yeni değil ki… Onun için değil midir ki, hayatının son demlerinde bilinmedik köşelerde, rezil, sebil ve sahipsiz kalıp ölüyor tüm kültür sanat insanları. Bu tarih boyu hep böyle sürüp bugünlere ge-linmiştir. Günümüzün en yakın örneğini unuttunuz mu? Ben hatırlatayım size… Sinema jönü Sökeli MESUT ENGİN olayı… Bugüne gelinceye kadar kendi hayatına terk edilmedi mi? Kim sahip çıktı ki!? Bunlar masal değil dostlar… Hayatın ta kendi-si… Acı ama gerçek olaylar. Bu gerçekler ortada yaşanırken, göz önünde dururken gayri ihtiyari bazı yöneticilere, özellikle Özel veya resmi bankaların yetkililerine bir soru sormamız gerekiyor? Vatandaş olarak bunu sormaya bizim hakkımız var. Diyebiliriz ki: Sizler ne yapıyorsunuz daha doğrusu sizleri yöneten Bölge ve Genel Merkezdeki Sayın genel Müdürler ne yapıyorlar? Paralarını harcayacak yatırım alanları bulmakta zorlanan ya da yatırım yapmak için paralarına kıyamayan o değerli Banka sahipleri, hissedarları, Para babası ve Paranın kasası Patronlar neredeler? Ne yapıyorlar? Ya da, niçin bu ülke değerlerini değerlendirmiyorlar, sahip çıkmıyorlar acaba?

Klasik eserlerin, Altın kitapların, dünya klasiklerinin meşhur olmuş yazarlarının kitaplarının yeni baskılarını yapıp çoğaltarak, az veya çok topluma hizmet amacıyla sunuyorlar. Ya da öyle diyorlar… yani; tanıtıma ve parasal yardıma ihtiyacı olmayan, çoğunlukla yazarları ölmüş, bu katkıya gerek duyulmayacak, tanınmış, şöhret olmuş kişilerin eserlerini yayınlayıp, sergiler açıp, imza günleri düzenleyip hatta özel kitap fuarları kurup önlerine ün, şöhretlerine şöhret, kendi paralarına da aşırı ölçülerde para rantı katıyorlar… Daha açıkçası onların şöhretlerini kullanıp, basamak yapıp, oturdukları yerden para kazanıyorlar. Her zaman olduğu gibi kolay yolu seçiyorlar…

Tamam; onlara da aynı hizmeti yapsınlar. Yapmasınlar demiyoruz. Hem o kişilerin o hizmete ihtiyaçları yok, hem genelde ölmüş kişiler, ve hem de öte yandan rüştünü yeni ispatlamış, ya da ispatlama aşamasına gelmiş, değerli kalemlere, yerel, yöresel Anadolu şair, yazar ve sanatçılarını oldukları yerde unutup, kendi kaderlerine terk ediyorlar. Oysa; asıl yardıma, desteğe ihtiyacı olan, o köşelerinde unutulup, kaderlerine terk ettikleri yada ulusça terk ettiğimiz, sanatçı diyerek tek kelime altında topladığımız o sahipsiz insanlardır. Bunu anlamak, başlarını çevirip o tarafa bakmak, işlerine veya işimize gelmiyor… Olayın acı yönü, boyutu burası. Çünkü orada risk var, kaybetme tehlikesi daha çok… Amaçları “para alıp, para satmak” değil mi? Meslekleri o, anladık… Anladık da; biraz ülkenin gelecek nesillerine, gelecek edebiyat, kültür ve sanat savaşçılarına el uzatarak, yeni kuşak yazarların çoğalmasına zemin hazırlasalar, amaca daha uygun hizmet olmaz mı?

Çevrelerinde, yörelerinde, bölgelerinde yaşamını sürdüren yerel sanatçı ve yazarlara parasal destek olacak hesaplar, fonlar oluştursalar, Allah günah mı yazar? Yoksa uluslar arası insan hak ve haysiyet divanı ceza mı yazar acaba? Onlardan bağış, sadaka isteyen yok.

Birçok sanatçı ve yazar hazırladığı eserlerini sergileyemiyor, kitaplaştıramıyor. Elinde 8-10 tane birikmiş kitabı olan (basılmaya hazır) arkadaşlarımız var… Bir kitabı 1000 adet bastırsanız en az 1,5-2 milyon (yani milyar) gariban, ve emekli maaşıyla bu eserlerin kitaplaştırılması, bastırılabilmesi bugün için hayal…

İmza günleri; resim ve fotoğraf sergileri açmak daha da zor.  Çünkü; önce eseri ortaya koyacaksın. Onu yapamazsanız, sonraki adımları nasıl atacaksınız? Evet sevgili okuyucularım ve sayın banka yöneticilerim, sitemlerimde haklı değil miyim?

Lütfen; vicdanen, sağ duyularınızla düşünün sonra cevaplayın bu soruları

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!